FELATUN BEY ile RAKIM EFENDİ





         Yazar           : Ahmet Mithat Efendi  


        Sayfa Sayısı  : 182


        Türü              : Roman 










AHMET MİTHAT EFENDİ KİMDİR?

    1844 yılında İstanbul’da doğan yazarımız 28 Aralık 1912 tarihinde yaşamını yitirmiştir. İstanbul’da bulunan Mısır Çarşısı’nda esnaflık yapan Hacı Süleyman Ağa’nın oğludur. Babasını küçük yaşta kaybeden yazar, ilk önceleri çarşıya çırak olarak verildi. Sonrasında ağabeyinin yanında çalıştığı Mithat Paşa’nın yanına girdi. Çalışkanlığı ile paşanın gözüne girdiği için paşa ona kendi adını verdi. Özel dersler alarak Fransızcasını ilerleten Ahmet Mithat Efendi çevirmen olarak gittiği Sofya’da evlendi.
    Tuna Gazetesinde yazarlık yapan Ahmet Mithat, Bağdat ‘a giderek burada ilk kitabı olan Hece-i Evvel’i çıkarmıştır. Ağabeyinin ölümü ile birlikte İstanbul’a dönmüş ve evinin altında ufak bir matbaa atölyesi kurarak kendi kitaplarını basmaya başlamıştır
1872 yılında Namık Kemal ile tanışan yazar, dergilere yazılar yazmaya başladı. Bu dergilerde çıkan yazılar sebebi Namık Kemal gibi yazarlarla birlikte Rodos’a sürgüne gönderildi. Üç yıl kaldığı Rodos’tan V.Murat’ın affıyla geri döndü.1876 yılında İttihat Gazetesi’ni yayınlamaya başladı. Devletin resmi gazetesi Takvim-i Vakayi’nin müdürlüğüne atıldı. Vefatına kadar dünya tarihi dersleri veren yazarımız roman, öykü, makale türlerinde birçok eser yazmıştır.

KİTAP HAKKINDA OKUYUCU YORUMUM

     Felatun Bey ve Rakım Efendi romanı, yazarın doğu-batı kültürünü özellikle yanlış batı özentisinin beraberinde neleri getirebileceğini, sade bir dille, mizahi şekilde anlatmasıyla bilinen ve geçmişten günümüze değerini yitirmeden okunan bir eseridir. Bu eser aynı zamanda tiyatro oyunu olarak da sergilenmektedir. Bu kitapta gözünüze ilk çarpan Ahmet Mithat Efendi’nin kurduğu sıcak ve samimi üsluptur. Bir odada oturmuş ve bizlere sanki hikâye anlatılıyor gibi dostane yaklaşımla sıkmadan, yormadan kitabın içinde bulursunuz kendinizi. Dilindeki sadelik bazılarına göre özensizlik belirtisi olsa da yazarın bu üslubu en sevdiğim yönlerinden biridir.
     Gelelim romanın bize anlattığına:
  Biri alaturka, diğeri alafranga yaşayan iki insan üzerindeki batılılaşma sorununu gözler önüne sermiştir. Felatun Bey’in batılı olayım derken gösterişe önem vermesini, hazır gelen parasını har vurup harman savurmasını, kumara ve metres hayatına eğilimini kısacası içi boş ama dışı şık bir züppe hayatı yaşayıp sonrasındaki hüsranından bahseder. Bunun tam tersi karakterimiz Rakım Efendi ise fakirlikten çalışarak, azmederek kendini çok iyi geliştirip yetiştirmiş ve etrafındaki kişilerin takdirini kazanmış bir alaturka beyidir. Ahmet Mithat Efendi bu romanda, “Ağustos Böceği ve Karınca” misali hep iki karakterin hayatından bahsederken aynı zamanda yazdığı sonda da bizlere ders veriyor. Bu romanı okurken o dönemin yaşantılarını, kadın-erkek yaklaşımlarını da öğrenmiş oluyoruz. Günümüz İstanbul’una kısa bir tarihi yolculuk ettiren bu romanı okumadıysanız vakit geçirmeden kütüphanenize ekleyin.


Romandan Beğendiğim Sözler

**“Şiir, insanı yakmadıktan sonra ne işe yarar ki !”

**“İnsan diğer insanların tecrübelerine güvenmeyip mutlaka kendi tecrübelerini yaşamak ister. Hâlbuki bu tecrübeden, pişmanlıktan başka bir şey doğmaz.”

**“Ömrümüz o kadar kısadır ki bu âlemde her şeyi tecrübe ederek ve yaşayarak öğrenmeye vaktimiz yetmez.”

**İnsan yaradılışı gereği, kendi mutluluğunu sadece kendisinin bilmesiyle yetinmez. Bundan herkesin haberi olsun ister. Hatta bir adam gerçekten mutlu olmasa bile, etrafındakileri mutlu olduğuna inandırmak için hilekârlık ve yalancılık bile yapar.


Compartilhar no Google+

Yorum Gönder

 
Copyright © 2011. Raflardan Sizlere - All Rights Reserved
Templates: Mais Template