KUDÜS YAZILARI







          Yazar            : Taha Kılınç

          Sayfa Sayısı  : 165

          Türü              : Deneme - İnceleme

          Yayınevi        : Aşina







TAHA KILINÇ 
              1980, Anamur doğumlu. Kartal Anadolu İmam-hatip Lisesi  ve İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni bitirdi. Bir dizi ilginç tevaffukun ardından başladığı gazetecilik mesleğini halen sürdürmektedir. Yeni Şafak gazetesinde haftanın iki günü Ortadoğu ve İslam Dünyası merkezli yazılar yazıyor. Okumayı ve seyahat etmeyi çok seviyor.

KİTAP ARKA YÜZÜ

Kudüs, söylemlerimizin coşkusuna ve iddialarımızın büyüklüğüne rağmen, hakkında pek az bilgi sahibi olduğumuz bir şehir aslında. Çok önemli ve yaygın birkaç anekdot dışında, Kudüs’le ilgili malumatımızın tamamen ezbere dayalı olduğu söylenebilir. Bunun üzerine, bir de herkes söz ettiği, siyasi sloganlara konu olduğu ve çok gündeme taşındığı için konunun “eskimesi” ve “sıradanlaşma sonucu dikkatimizin dağılması” tehlikelerini eklediğimizde, Kudüs’ü hak ettiği ilmî ihtimamdan epey mahrum bıraktığımız, su götürmez bir gerçeğe dönüşüyor. Kudüs konusunda mikrofonun ilk uzatılması gereken kişilerden biri olan Taha Kılınç’ın bu kitabı, bugünlerde şahit olduğumuz Kudüs seferberliğine “bilgi temelli” bir katkıda bulunmak amacıyla hazırlandı. “Kudüs Yazıları”nı oluşturan 34 metin, elbette Kudüs’le ilgili söylenmesi gereken her şeyi söylemek iddiasında değil. Ancak kitap, “Nerden başlayalım?” sorusuna mütevazı bir cevap denemesi olarak görülebilir.

KİTAP HAKKINDA DÜŞÜNCELERİM VE ALINTILAR


  • Kanlı ceset fotoğraflarının uluorta ve durmaksızın paylaşılması ,kalpleri dört aşamada katılaştırıyor:İlk önce bakamıyorsunuz, içiniz  parçalanıyor.İkinci bakabilmeye naşlıyorsunuz."vay alçaklar","vay zalimler" nidaları eşliğinde üzülmeye devam ediyorsunuz.Üçüncü tepkiler artık "tüh,yine katliam yapmışlar"a dönüşüyor.Dördüncü ve son aşamada "yazık"tan başka ses çıkmıyor ağızdan
  • İsrail bugün Kudüs'e yönelik işgali sone erdirse ve "Ben bırakıyorum,şehri artık siz yönetin" dese, şu anda Müslümanların bunu çatışmadan ve birbirini çiğnemeden yapabilme ihtimalleri yok
       Kitabın 58. sayfasından başlayan "Bir Dil, Bir Adam, Bir İdeal ,Bir Hayat " başlıklı kısmı da bence herkes tarafından ders çıkartılarak okunmalı  ve kendi hayatlarımızda da bu bilinç ve şuur ile hareket etmeliyiz. 

  • Ebu Saad el Haravi 19 Ağustos 1099 Cuma günü , arkadaşlarını Bağdat Ulu Camii 'ne götürür. Öğlen olup da müminler dört bir yandan cuma namazını kılmaya gelirlerken , ramazan olmasına rağmen saygısız bir şekilde yemek yemeğe başlar.Birkaç saniye içinde etrafında öfkeli bir kalabalık birikir,askerler onu tutuklamak üzere yaklaşırlar. Ama Ebu Saad ayağa kalkar ve etrafındakilere sükunetle, binlerce müslümanın katledilmesi ve İslamiyet'in kutsal yerlerinin tahribi karşısında tamamen kayıtsız kalırlarken, birinin orucunu bozması karşısında nasıl bu kadar altüst olmul gözükebildiklerini sorar.
  • Problemi doğuran sebeplere kafa yormadığınızda , durmaksızın problemi tarif ve tavsif ediğ şikayetlendiğiniz bir kısır döngü ortaya çıkar.Üstelik şikayet ettiğiniz şeyler de yok olmaz, aksine kangrene dönüşr ve bünyede iyiden iyiye derinleşir
  • Tarih bilen, coğrafya bilen, dil bilen, dünya sistemini bilen ahirete taalluk eden sorumluluklarını bilen,kısacası varlık şuurunun farkında müslüman bireyleri ne kadar çoğaltabilirsek, işimiz o kadar kolaylaşacak.
Compartilhar no Google+

Yorum Gönder

 
Copyright © 2011. Raflardan Sizlere - All Rights Reserved
Templates: Mais Template