Çeviri : Saffet Günersel
Sayfa Sayısı : 296
Türü : Polisiye
Yayınevi : Timaş
MAURİCE LEBLANC
11 Kasım 1864 'te Rouen, Normandiya'da dünyaya geldi. Çeşitli ülkelerde eğitim hayatını sürdürdükten sonra hukuk fakültesinden ayrıldı.Paris'e yerleşen Leblanc romanlar ve öyküler yazmaya başladı.Eserlerinde Gustave Flaubert ve Guy de Maupassant 'dan etkilendiği görülür.
Leblanc "Kibar Hırsz" Arsen Lupen karakterlerinin maceralarıyla üne kavuşmuştur.
Legion d'Honneur nişanına layık görülen Maurice Leblanc, 1941 'de Perpignan'da hayatını kaybetmiştir.Etretat'daki evi ,Arsen Lupen müzesine dönüştürülmüştür.
KİTABIN ARKA SAYFASI
O, kurnaz, yakışıklı, türlü zorlukların içinden sıyrılıp
çıkmayı başaran, hazır cevap bir suç dehası!
O, polisi parmağının ucunda oynatan cesur bir antikahraman...
O, klasik kötü karakter klişelerini yıkıp geçen,
dünyanın en centilmen hırsızı!
O, Arsen Lüpen!
Güzel ve talihsiz Hortense Daniel'in kalbini kazanmaya kararlı
centilmen hırsız bu kez dedektifliğe soyunuyor. Eşsiz zekasıyla
inanılmaz hikayelerin üzerindeki sır perdelerini bir bir
kaldıran Arsen Lüpen yol arkadaşının mutluluğu için her şeyi
göze almaktan çekinmiyor. Arsen Lüpen hayranlarını yıllar
önce işlenen cinayetlerin failini bulmaktan giyotine
götürülmekte olan bir mahkumu kurtarmaya varan
nefes kesici bir serüven bekliyor.
Klasikleşen kahramanı Arsen Lüpen'le hayal gücünün
sınırlarını zorlayan Maurice Leblanc'tan,
nefes kesen bir macera!
KİTAP HAKKIDA DÜŞÜNCELERİM
Bu kitap benim okuduğum ilk Leblanc , ilk Arsen Lupen kitabı. Polisiye kitaplarını ve özellikle hırsızlık temalı kitapları sevdiğim için bu kitabı merakla aldım. Almamda ki diğer büyük bir etkende Arsen Lupen 'in Sherlock Holmes ile karşılaştırılmasıydı. Kitaplarda Lupen ve Holmes 'un birbirlerine benzer tatlar verdiklerini duymuş ve bazı yerlerde okumuştum.Sadece bir Arsen Lupen kitabı okuduğumu tekrar belirterek söylemeliyim ki , kesinlikle aralarında dağlar kadar fark var. Ve Lupen kesinlikle Holmes'le aynı kulvarda olabilecek biri değil.
Kitap benim için ne umdum neler buldum tarzıydı.Beni hiç tatmin etmedi ve kesinlikle polisiye tadını bile bulamadım. Karakter Prens Renine bir kaç kişi görüyor ve olayı hemen çözüyor. Ancak bu çözüm Holmes gibi çıkarım sanatıyla çözülmüyor. Öyle bile çözülüyorsa okura hiç bi şey anlatılmıyor. Sanırım beni tatmin etmeyen ve kitabı sıkıcılaştıranda bu kısım. İlk kısım ya da ilk hikaye Prens Renin ile kitabın kadın karakteri Hortense 'in tanışması ve ilk beraber yaşadıkları macerayı anlatıyor. Kitap sekiz bölümden oluşuyor ve her bölümde Prens Renin ve Hortense'nin farklı maceraları anlatılıyor. Bölümlerdeki konular çok basit ve olaylar detaylı bir şekilde anlatılmadan çözülüyor. Tamam adam çok zekiymiş pat diye olayı çözüyor ama nasıl?Olaylar arasındaki bağı nerde yakalıyo nasıl yakalıyo?? Açıklamalar çok zayıf ve yetersiz, konuşmak istemeyen bir kişiye soru sorupta baştan savma cevap alır gibi.
Maalesef kitapta beğendiğim ve ilgimi çeken bir bölüm ya da kısım yok.Yine tekrarlamak isterim. İlk Lupen romanım.Şimdilik bir tane daha almak istemiyorum.Ama ilerde alınacaklar listemde olmalı diye düşünüyorum.Belki benim şansızlığımdı ve diğer kitaplar gayet merak uyandırıcı ve sürükleyici. En azından bir tane daha okumam gerekir.
Kitap pek fazla önerebileceğim bir kitap değil.Ama heyy kim bilir belki içinizden biri kitabı büyük bir merakla ve ilgiyle okur.Herkesin hayattan beklentileri ve aldığı tatlar farklıdır. Okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar dilerim .😉

Yorum Gönder